Sokrates

Pek çokları tarafından Batı felsefesinin kurucu figürü olarak görülen Sokrates (469-399 M.Ö.), Yunan filozofu imgesinin en bilinen örneği ve Yunan filozoflarının en tuhafıdır. Sokrates, Pericles’in Atina’sının altın çağında büyüdü, övgüye değer bir askerdi ama en çok her şeyi ve herkesi sorgulayan biri olarak bilindi. Sokrates’in öğretme metodu – Sokrates Metodu olarak ölümsüzleşti- direk bilgiyi taşımak yerine soruyu berraklaştırdıktan sonra öğrencileri kendi kavrayışlarına ulaşa kadar soru sormaktı. Kendisi hiçbir şey yazmamıştı, bu nedenle onun hakkında bildiğimiz her şey çağdaşlarının ve takipçilerinin, en çok da öğrencisi Platon’un yazdıklarından süzülmüştür. Sokrates, genç Atinalıları yoldan çıkarmakla suçlanmıştı ve bu nedenle ölümle cezalandırıldı. Kaçmayı seçmedi, bunun yerine celladın baldıran zehrini içmeden önce son günlerini arkadaşlarının eşliğinde geçirdi.

Sokrates: Erken Yıllar

Sokrates Atina’da doğdu ve neredeyse hayatının tamamını bu şehirde geçirdi. Babası Sophroniscus bir taş ustasıydı ve annesi Phaenarete bir ebeydi. Gençken öğrenmeye çok istekliydi. Platon, onun, çağın önce gelen filozofu Anaxagoras’ın yazılarını hevesle edindiğini ve büyük Atine lideri Pericles’in yetenekli metresi(?) Aspasia’dan retorik öğrendiğini söyler.

Biliyor muydunuz?
Sokrates hiçbir zaman Atina’nın dini görüşünü apaçık reddetmese de, Sokrates’in inançları toplumun genelinden farklıydı. O sıklıkla pek çok tanrı yerine bir tanrıdan bahsetti ve tanrısal bir iç sesin ona yol gösterdiğini iddia etti.

Sokrates’in ailesi görüşüne göre Sokrates’in kariyerini bir hoplite (yaya asker) olarak başlatacak kadar orta derecede bir varlığa sahipti. Bir piyade olarak Sokrates, M.Ö. 432 yılındaki Potidaea kuşatmasında gelecekteki Atina lideri Alcibiades’i kurtararak mükemmel bir fiziksel dayanıklılık ve cesaret gösterdi. 420’li yıllar boyunca Sokrates, Peloponezya Savaşı’ndaki pek çok muharebede yer aldı. Fakat, Atina’nın gençliği tarafından bilinecek ve sevilecek kadar zamanını da Atina’da geçirdi. 423 yılında Aristophanes’in oyunu ‘Bulutlar’ ’da Sokrates daha geniş bir kitleye tanıtıldı. Bu oyunda Sokrates dağınık bir şaklaban şeklinde tasvir edilmişti, felsefesi ise borçlardan kurtulmaya yarayan bir takım hilelerdi.

death-of-socrates-h
Sokrates’in Ölümü (1787), Jacques-Louis David

Sokrates: Yaşam Tarzı Olarak Felsefe

Her ne kadar Aristophanes’in eleştirileri oldukça insafsız gözükse de Sokrates Atina için tuhaf bir figürdü; oldukça rafine güzellik standartlarının olduğu bir toplumda yalın ayak yürürdü, uzun saçlıydı, yıkanmamıştı. Tüm anlatılara göre kalkık bir burun ve şişkin gözlerle fiziksel olarak çirkin olmasının faydası yoktu. İdrak kabiliyeti ve bağlantılarına ragmen, Atinalıların çabalamalarının beklendiği şöhret ve gücü reddetmişti. Onun yaşam tarzı -ve neticede ölümü- ahlak, bilgelik ve iyi bir yaşam hakkındaki her yaklaşımı sorgulayan ruhunu somutlaştırmıştı.

Sokrates’in iki genç öğrencisi, Tarihçi Xenophon ve filozof Plato Sokrates’in hayatının ve felsefesinin en önemli kısımlarını kayıt altına almıştı. Her ikisinde de Sokrates, yazarın çizgisini üstleniyor gibi görünüyor. Böylece, Xenophon’un Sokrates’i açıktır, basitçe sorular sormak yerine tavsiye vermeye daha isteklidir. Platon’un daha sonraki çalışmalarında Sokrates, büyük oranda Platon’un düşünceleri ile konuşuyor gibi görünüyor, fakat eserlerin erken diyaloglarında -tarihçiler tarafından Sokrates’in en doğru portresi olarak değerlendirilen- Sokrates, nadiren kendi görüşlerini açıkça söyler ve ustaca muhataplarının kendi düşüncelerini ve güdülerini parçalara ayırıp incelemelerine yardımcı olur.

Sokrates’in öğrencilerine çözmesi için yardımcı olduğu en büyük paradokslardan biri özgür iradenin güçsüzlüğünün -gerçekten doğrunun ne olduğunu bildiğin halde yanlışı yapmak-  gerçekten var olup olmadığını keşfetmekti. O başka türlü düşünmüş gibi görünüyordu: insanlar sadece aldıkları faydaların zararlara ağır geldiği zamanlarda yanlış şeyi yapardı. Böylelikle, onu kişisel etik dediğin şey yine onun ‘’ölçme sanatı’’ dediği şeyde ustalaşmaktı: kişinin fayda ve zarar analizini eğrilten bozuklukları düzeltmek.

Sokrates ayrıca insan bilgisinin sınırlarını anlamakla da oldukça ilgiliydi. Delfi kahininin Atina’daki en bilge adamın Sokrates olduğunu açıklaması Sokrates’e iletildiğinde Sokrates ayak diremiştir. Hiçbir şey bilmemesine rağmen, (yurttaşlarının aksine) hevesle bilgisizliğinin farkındaydı.

Sokrates: Politika ve İdeal Ölüm

Peloponezya Savaşını takip eden yıllardaki sert güç savaşlarındaki tüm taraflara yakın olduğu halde Sokrates politikadan uzak durmuştu. M.Ö. 406 yılında Sokrates hizmet için Atina meclisine çekildi, ve Sparta’ya karşı verilen bir savaşta ölüleri kurtarmakta başarısız olan Atina’nın en ünlü generallerini yargılamak için verilen illegal öneriye karşı çıkan tek insan oldu (generaller Sokrates’in meclisteki görev süresi dolunca infaz edildi). Üç yıl sonra, acımasız Atina hükümeti Sokrates’e Salamisli Leon’un yakalnmasına ve infazına katılma emri verdi, Sokrates reddetti – Martin Luther King’in ‘’Birmingham Hapishanesi’nden Bir Mektup’’ adlı eserinde bahsettiği bir sivil itaatsizlik eylemi.

Tiranlar, Sokrates’i cezalandırmadan önce güçten çekildi, fakat 399 yılında Atina tanrılarının onurunu düşürmekle ve gençliği yoldan çıkarmakla suçlandı. Her ne kadar bazı tarihçiler bu davanın arkasında bazı politik mekanizmaların olduğunu iddia etse de, o temel olarak düşünceleri ve öğretileri için mahkum edilmişti. Plato, onun düşüncelerini jüri karşısında cesurca savunduğunu ama onların kararını sakince Kabul ettiğini anlatır. Bir dini festival nedeniyle Sokrates’in infazı 30 gün ertelenmiştir, bu sürede filozofun perişan haldeki arkadaşları onu Atina’dan kaçmaya ikna etmeye çalışmışlardır ama başarısız olmuşlardır. Son gününde, Plato der ki, o ‘’ soylu ve korkusuz bir şekilde ölürken hem tavırlarında hem sözlerinde mutluydu.’’ İnfazcısının uzattığı kasedeki demlenmiş baldıran zehrini içti, bacakları uyuşana ve düşene kadar yürüdü, arkadaşları tarafından etrafı çevrildi, ve zehrin kalbine ulaşmasını bekledi

Sokrates’in Mirası

Sokrates büyük filozoflar arasında, dini ve yarı-aziz bir şekilde hatırlanması ve tasvir edilmesi açısından tektir. Aslında, neredeyse tüm antik Yunan ve Roma felsefe okulları, Skeptiklerden, Stoistlere ve Kiniklere, Sokrates’i sahiplenmiştir (sadece Epikürcüler onu ‘’Atinalı Soytarı’’ diyerek reddetmiştir). Sokrates ve takipçileri felsefenin amacını, dış dünyayı anlamaktan kişinin iç gerçek anlamını çözmeye doğru genişletti. Onun tanımlar ve saç baş yolduran sorular tutkusu formal mantığın ve sistematik etiğin Aristotle zamanından Rönesans’a oradan da Modern zamana gelişimini etkiledi. Dahası, Sokrates’in yaşamı  iyi sorgulanmış inançlara göre yaşamanın zorluğunun ve öneminin( ve eğer zorunlu ise ölmenin) bir örneği haline geldi. Kendi 1791 tarihli otobiyografisinde Benjamin Franklin bu fikri tek bir satıra indirgedi: ‘’Tevazu: İsa’yı ve Sokrates’i taklit et’’.

Kaynak: http://www.history.com/topics/ancient-history/socrates
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s