Cesur Bir Kadının Hikayesi: Nuriye Ulviye Mevlan

Bugünkü hikaye oldukça cesur bir kadını konu ediniyor: Nuriye Ulviye Mevlan Civelek. Pek çoğunuz bu ismi daha önce duymamıştır. Son günlere kadar ben de bilmiyordum fakat biraz araştırınca önümde açılan hayat hikayesi bana oldukça ilginç ve kayda değer geldi. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk feminist kadın dergisinin ve Müdâfaa-i Hukuk-ı Nisvan (Kadınlar) Cemiyeti isimli kadın hakları derneğinin kurucusundan bahsediyorum; Nuriye Ulviye Mevlan, hayat hikayesinin bugün dünyanın neresinde olursa olsun ezilmekte olan kadınlara umut ve ilham vermesi dileğiyle…

Nuriye Ulviye, Safiye Hanım ve Mahmut Yeğdiç’in kızı olarak 1893 yılında doğdu. Doğum yeri konusunda muhtelif bilgiler olsa da Çerkez kökenli olduğu söyleniyor. Ekonomik zorluklardan ötürü 6 yaşındayken Yıldız Sarayına gönderiliyor. Burada eğitim alan Nuriye Ulviye, ‘’geleneğe’’ göre 13 yaşındayken padişahın süt kardeşi Hulusi Bey ile evlendiriliyor.

171_2_OKHSD-big
İstanbul Kadın Müzesi

Hulusi Bey kısa süre sonra hayata gözlerini yumuyor. Nuriye Ulviye, kendisine kalan miras ile 4 Nisan 1913 yılında, günlük olarak çıkacak Kadınlar Dünyası adlı dergiyi çıkartıyor.  Henüz 20 yaşındayken ve derginin 8 Nisan 1913 tarihli sayısında şu söylere yer veriyor:

 

Üzüntüyle boyun eğen ve hiç bir işe yaramayan hayatımızın artık gelişmesinin ve aydınlanmasının gereği konusunda devamlı düşünüyordum. İlerlemek ve yükselmek için hem pratik cesaretin hem de ruhsal cesaretin, başka bir deyişle çağdaş kişiliğin önemi konusundaki düşüncelerim artık iyice olgunlaşmıştı. İçinde yaşadığımız uyanış devrinin ve kurulan toplumun temelini oluşturan sosyal bilimlerin ışığında, (kadınların ilerlemesi için) gerekli olan (adımları) cesaretle gerçekleştirecek bir gazete çıkarmaya giriştim.*

 

501-260
İstanbul Kadın Müzesi

Çok geçmeden 28 Mayıs 1913 tarihinde ise kadınların eğitimini ve istihdamını arttırmayı ve kıyafetlerde bir reform yapmayı amaçlayan Osmanlı Kadın Haklarını Savunma Derneğini kuruyor. Kurduğu dergi, Müslüman bir kadının fotoğrafını yayımlayan ilk dergi oluyor ve derginin her çalışanı kadınlardan oluşuyor.  1913-14 yılları arasında dergi ayrıca Fransız dilinde sayılar da çıkarıyor.

 

Nuriye Ulviye Mevlan, 1931 yılında tıp öğrencisi, Antakyalı Ali Muharrem Civelek ile evleniyor. Bir süre sonra, Hatay’ın Kırıkhan ilçesine taşınıyorlar. Ulviye Mevlan Civelek 1964 yılında hayata gözlerini yumuyor, fakat adı hala yaşatılıyor: 1967 yılında kocası tarafından Nuriye Ulviye adına kurulan kütüphane hala Kırıkhan’da ve 9000’nin üzerinde kitaba ev sahipliği yapıyor. Aynı şehirde kendi adını taşıyan bir sokak da mevcut.

Bize bıraktığı miras ise şu güzel satırlar:

Kadınlık hayat-i mesaide, hayat-i mesainin her şubesinde görünmeye başlayınca, mağsub [gasbedilmis] haklarını istirdad [geri almak] yolunda bir az da sesini çıkarıp muhakkak davasını tedrici olsa da kazanacağı ilamını gösterince, bir kısım erkekler telaşa düşdüler; ekmeklerinin, maaşlarının kısmen olsa da ellerinden gideceğini, kadınlara intikal edeceğini zan etmeğe başladılar. Bu telaş, bu çırpınma acaba zaif iradeden değil midir? Şahsi teşebbüse güvenememezlikden değil midir?

Kadınlar Dünyası’nın 164. sayısında Posta-Telgraf Nezareti’ne alınan kadınların maaşlarının azlığından yakınmış zam istemiştim. Bir kısım erkekler bu basit temennimden nedense ürkmüşler; saha-i memuriyet ve mesaiyi, kadınların hemen hemen istilâ edeceklerine ve nihayet kendilerinin elleri böğürlerinde aç kalacaklarına hükm ediyormuşlar ve hatta bâzıları bize mektublar yazarak istimdada [yardım istemek] kadar kalkışıp bütün bütün zaif iradelerini göstermişlerdir. Biz bu mektubları tabii bir dikkat-i mahsusa okuyoruz ve erkek ruh ve seciyesini bunlar ile bir derece daha tedkik ve tahlil eyliyoruz. Bu mektublardan bir tanesi, doğrusu ya merhametimizi celb etti. Kadın ruhu bu ya, acıdık ve teselli etmek istedik.

Feminizmin gayesi yalnız kadınlığın hayatının değil, kadınlıkla beraber erkeklerin dahi hayatını tanzim etmek ve her ikisini, insan olmak itibarıyla daha müreffeh ve daha mesud yaşatmaktır.

İyi tahsil görmüş, ilim ile, irfan ile, zekâ ile memuriyetini hüsn-ü idare etmekte olan ve istikbalde bir refik ile yaşayacak ve evlatlarını yaşatacak bir kız, neden iktidarı ile mütenasib bir maaş aramasın, istemesin, seneleri beyhude sayıb imrar eylesin [geçirme] ve taleb edeceği maaşı ilmiyle, irfanıyla, zekâsıyla, işiyle mütenasib bulamaynıca neden feryat etmesin; sussun ve meskenet [miskinlik, tembellik] göstersin? İşte azizim, ‘feminizm’ bu meskeneti kabul edemez.**

 

*(Ulviye Mevlan  imzası ile, “Terakkiye Doğru”, Kadınlar Dünyası, 8 Nisan 1913, sayı. 5, s. 2-3, günümüz Türkçesine aktaran Meral Akkent)

**(Ulviye Mevlan, “Düşünüyorum “, Kadınlar Dünyası, 22 Mart 1918, no. 166, s. 2. Aktaran Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi, İstanbul, 2011, 3. Baskı, ss. 373-374.)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s