Palmiyelerin Gölgesi

Buluşma saatinden erken geldim. Yüreğimin yerinden çıkacakmışçasına kıpırdamasına daha fazla umursamazlık edemedim. Yıllardır onu görmüyor gibiyim bir yandan, bir yandan da sanki daha dün terk etmiş gibi beni sıcak hala içimdeki her şey. Aylardır onu aklımdan çıkarabilmek için verdiğim savaşı kazanamadım. Bir yakınımı kaybetmişçesine hayır en yakınımı kaybetmişçesine bir şoka girmiştim, önce, Canan benim ellerimden kayınca. Günlerce ne yapacağımı bilemedim, kabullenemedim, ne yaptığımı düşündüm ve onsuz ne yapacağımı bu koca evrende. Her şeye ama her şeye yeniden anlam kazandırmak zorundaymışım gibiydi bu terk ediliş. Şimdi ben şehrin deniz kıyısındaki bu kafesinde otururken mesela, mavi dalgalar yüzüme vururcasına çarpıyor kayalıklara, karşımda duran şu güzelim palmiyeye yeniden anlam vermeliydim.

Canan da çok severdi palmiyeleri. Ben ise bir tutku duyarım ağaç mı yoksa mutasyona uğramış bir ot mu olduğunu tartışılan bu kadim bitkilere. Sanki damarlarımda akan bir şeye bu palmiyelere dair bir sırrı içimde dolaştırırlar, ben de öyle nedensiz severim palmiyeler. Aynı zamanda daha atalarımın bile bu topraklara gelmediği eski çok eski zamanları bana hatırlatır palmiyeler.  Ne kadar yeni dikilmiş olursa olsun her biri kadim zamanların bir tanığıdır benim için. Kadim zamanları yakın zamanlara bağlamakta da hiçbir beis görmem palmiyelere bakarken; çocukluğum palmiyenin gövdesinde çatlak katmanlar kadar yakındır buna. Belki de tüketim çılgınlığının her şeyi ele geçirdiği bir zamanda yaşayan Ben’in çevresinde gördüğü binlerce simgeye anlam vermesine rağmen tek bir ağacı ayırt edememesinden kaynaklanmaktadır bu çağrışım. Sadece palmiyeleri ayırt edebilirim diğerlerinden. Sadece onların özel bir anlamı vardır benim için. En önemlisi ama, palmiyelerin şehri, Cananın yaşadığı şehirdir. Onun yanına giderken karşımda gördüğüm palmiyenin arkasından batar güneş, gökyüzünü mora boyayarak yıldızlara ve aya bırakır gökyüzündeki egemenliğini. Palmiyelerin gölgesinde çok yürümüşüzdür Canan ile şimdi bana bu kadar uzak olan bir geçmişte. O susar ben ise anlatırdım. Nelerden nefret ederdim, neye bu kadar sinir doluydum bu dünyada, gelemiyordum bunca haksızlığa, ama her an içinden patlamaya hazır bir aşk hali dilimin ucunda hazır bekler; ona ve bu dünyaya. Bir palmiyenin altında başını omuzuma yaslamıştı. Yine susmuştu, batan güneşe ve ortalıkta cıvıl cıvıl koşturan çocuklara bakarken. Ben ise dilimde güzel günlerin mırıltısı, gözüm güneşin turuncusuna takılmış, burnum ise saçlarının kokusuna. Tenim kalbinin atışını alırdı da benim damarlarıma iletirdi o anda, kulağımda ise kıyıya vuran dalgaların ninnisi. Sessizce beni dinlerdi. Şimdi hatırlayınca o günleri, Canan’ı hep dudaklarında hafif bir tebessümle hayal ederim.

Oysa o palmiyenin gölgesinde konuşurken hiç bakmamıştım ben ona. Sadece şundan emindim o an. Yukarılardan, göklerden bir yerden sanki ‘’huzur’’ denen bir şey inmiş, bizi, ikimizi kuşatmıştı köpükten bir kürenin içinde. Sonra bir hınçla üfledi Canan.

Şimdi bir zamanlar beraber oturduğumuz bu kahverengi sandalyede o yüzden tek başıma bekliyorum onu. Mırıltılarım ve saçlarının kokusunu bir rüzgarın alıp götürdüğü günün üzerinden aylar geçti. Her şeye yeni anlamını vermeye başladım. Başardım bir nebze. Ama ne yaptımsa midemin hemen üstünde, kalbimin çok az altında hissettiğim o boşluğu dolduramadım -bazen de bana öyle gelir ki göğüs kafesimin tam ortasında mavi ve gri bir sarmal, bir kara delik açılmış o vücudumun o parçası sonsuza dek kaybolmuş orada. Nefret duydu  çok bu kayıp için, intikam yeminleri ettim, kinim gözümü çok kararttı. Hemen sonrasında o palmiyenin gölgesi aklıma geliyordu ama nedense. Zihnimde bu karşıtlık ile yaşamaya başladım. Canan, buna da alıştım. Bu karşıtlık ile yaşamaya, eko sistemdeki adaptasyon kabiliyeti en yüksek türlerden birine mensubum. Dünüm ve yarınım peşimi bırakmıyor ama alışıyor insan bir süre sonra Canan, çok sonrasını oluruna bırakıyor, çok öncesi ise koca bir tebessüm dudakta.

Canan artık başkasının yanında. Başı, başkasının omuzunda teselli buluyor. Buna alıştım. Fakat, ben ona değilse bile onun olduğu geçmişe, Biz’in yaşadığı günlere takılı kaldım. Artık o ve ben var, bunun farkındayım. Bugün Canan’ı görmek istememin nedenini ben de tam olarak bilmiyorum. Benden sonra neler yaptığına, kim olduğuna dair bir merak olabilir bu içimden atamadığım veya ondan sonra kime dönüştüğümü görmesi için bir istek. Fakat, sanırım… onu özledim. Bu en doğrusu sanırım kendime itiraf etmek istemesem de. Ben konuşurken beni dinleyen gözlerini, o hep mağrur duruşunu, gözlerini bana dikip bir şeyler içerken bardağı kavrayan parmaklarını özledim. Ona anlatacaklarım ise haddinden fazla birikmiş olmalı. Kimseye açamadığım, sana sakladıklarım var Canan. Gözlerim, ona seni affettim de diyecektir eminim, her ne kadar ben bunu diyemeyecek olsam da.

Bekliyorum. Seninle anlam kazanmış bu masaya senden sonra defalarca geldim. Gözlerim her defasında burada olmadığı bilsem de seni aradı. Yanımdaki sandalye genelde boş olurdu Canan, yana devirdiği kolum ise senin omuzlarının eksikliğini hep hissetti. Biliyorum, şimdi geleceksin, yan yana değil karşı karşıya oturacağız. Kozlarını paylaşmaya hazır iki rakip gibi. Fakat artık biz seninle bu iki rakip bile olamayız biliyorum. Biz bu zamanın ve mekanın dışındayız artık, biliyorum. Sana seslendiklerim, senin bana sözlerin artık senden de benden de çok uzak. Zamanın o çok yıkıcı gücü Biz’e uğramadan geçmedi, geçemezdi bunu da biliyorum. Bu sadece yaşadığımız zamana ve mekana kısa bir mola Canan. Sen geleceksin ve asla bölünmesini istemeyeceğim kısacık biri anın içinde anlam bulacak etrafımdaki tüm bu karmaşa…

Hoş geldin Canan.

 

-Devam edecek-

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s